Diz Kireçlenmesi (Osteoartrit) Belirtileri

Diz Kireçlenmesi (Osteoartrit) Belirtileri 

Diz kireçlenmesi, eklem kıkırdağının zamanla yıpranması sonucu ortaya çıkan en yaygın diz ağrısı nedenlerinden biridir. Osteoartrit ilerledikçe diz ekleminde yapısal değişiklikler ve hareket kısıtlılığı meydana gelir. Bu sürecin en sık görülen belirtileri şunlardır:

1. Diz Ağrısı

Diz kireçlenmesinin en belirgin bulgusudur. Aktivite sırasında artar, dinlenmeyle azalır. Merdiven çıkma, çömelme veya yürüyüş gibi hareketlerde ağrı belirginleşebilir.

2. Şişlik (Efüzyon)

Eklem içerisinde sıvı birikmesi nedeniyle dizde dolgunluk ve gerginlik hissi oluşur. Bu durum günün sonunda daha belirgin hale gelebilir.

3. Eklem Sertliği

Özellikle sabah uyandıktan sonra ya da uzun süre oturduktan sonra dizde açılma zorluğu ve tutukluk hissi görülür. Kısa süreli hareketle genellikle azalır.

4. Hareket Kısıtlılığı

Fleksiyon (bükme) ve ekstansiyon (diz açma) hareketlerinde azalma ortaya çıkar. Bu durum günlük yaşam aktivitelerini doğrudan etkiler.

5. Fonksiyonel Zorluklar

Ayakta durma, çömelme, merdiven inip çıkma, yürüme ve koşma gibi fonksiyonel hareketlerde belirgin güçlük yaşanır. Hastalar genellikle “dizim beni taşımıyor” şeklinde tarif eder.

Bu belirtilerin giderek artması, diz kireçlenmesinin ilerlediğini gösterir. Erken dönemde doğru rehabilitasyon ve davranış değişiklikleri ile süreç önemli ölçüde yavaşlatılabilir.

https://izmirfizyoterapi.com/wp-content/uploads/2020/02/indir-10.jpg

Diz Kireçlenmesini Kötüleştiren Faktörler

Diz osteoartritinde bazı davranışlar ve hareketler eklem yükünü artırarak ağrının şiddetlenmesine neden olabilir. Bu faktörlerin farkında olmak, diz sağlığını korumanın en önemli adımlarındandır.

1. Aşırı Fleksiyon  Gerektiren Hareketler

Çömelme, yere oturma, alçak sandalyeden kalkma gibi geniş hareket açıklığı gerektiren aktiviteler kıkırdak yüzeyine daha fazla baskı uygular ve ağrıyı artırabilir.

2. Uzun Süre Ayakta Durma

Diz eklemine binen statik yük arttığı için osteoartrit hastalarında gün sonuna doğru ağrı belirgin şekilde şiddetlenebilir.

3. Uzun Mesafe Yürüyüşler

Kireçlenmiş diz eklemi tekrar eden darbelere daha duyarlıdır. Bu nedenle uzun yürüyüşler ve tempo yükseldiğinde dizde ağrı ve şişlik oluşabilir.

4. Aşırı Yük Taşımak

Ağır kaldırmak veya dizlere ekstra yük bindiren aktiviteler kireçlenme semptomlarını kötüleştirir.

5. Diz Çevresi Kas Zayıflığı

Quadriceps ve hamstring kaslarının yetersiz güçte olması diz ekleminin stabilitesini düşürür, yükün tamamı eklem yüzeyine biner ve osteoartrit daha hızlı ilerler.

Bu faktörlerden kaçınmak, ağrıyı kontrol altına almak ve diz kireçlenmesi sürecini yavaşlatmak için oldukça etkilidir.

Belde Kanal Daralması (Spinal Stenoz) Tedavisi

Belde kanal daralması (spinal stenoz), omurga kanalının daralması sonucu sinir köklerinin sıkışmasıyla ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Bu durum genellikle bel ağrısı, bacaklarda uyuşma, güçsüzlük, yürüme mesafesinde azalma ve yanma gibi şikâyetlere neden olur.
Spinal stenoz (kanal daralması)  tedavisinde ilk tercih  konservatif tedavi yani cerrahi dışı yöntemlerdir. Yapılan birçok klinik çalışma, doğru uygulanan fizyoterapi ve egzersiz programlarının hastaların büyük bölümünde ameliyatsız iyileşme sağladığını göstermektedir.

Bu rehberde belde kanal daralması tedavisi, egzersizler, manuel terapi, aquaterapi, sinir mobilizasyonu ve ameliyat gerektiren durumlar hakkında en güncel bilgileri bulabilirsiniz.

https://izmirfizyoterapi.com/wp-content/uploads/2020/02/kanal daralması tedavisi.png

1. Fizyoterapi ve Egzersizler

Fizyoterapi, spinal stenoz (kanal daralması) tedavisinin temel taşlarından biridir. Doğru planlanmış bir program, sinir kökü basısını azaltarak ağrıyı hafifletir ve hareket kapasitesini artırır.

  •  Core Güçlendirme Egzersizleri

Karın, bel ve pelvik kasların güçlenmesi omurga stabilitesini artırır ve kanaldaki basıyı azaltır.

  • Fleksiyon Temelli Egzersizler

Spinal stenoz hastalarının büyük çoğunluğu öne eğilince rahatlar. Bu nedenle öne eğilme (fleksiyon) odaklı egzersizler ağrıyı doğal olarak azaltır.

  •  Kalça ve Bacak Kaslarını Güçlendirme

Kalça çevresi kasların zayıf olması bel bölgesine daha fazla yük bindirir.

  • Yüzey Destekli Yürüyüş, Sabit Bisiklet

Öne eğilmiş şekilde sürülen sabit bisiklet spinal stenozlu hastalar için en güvenli kardiyo türüdür.
Yürüyüş mesafesini artırır ve sinir sıkışmasına bağlı şikâyetleri azaltır.

2. Manuel Terapi ile Kanal Daralması Tedavisi

Manuel terapi, omurga ve çevre dokulara uygulanan elle tedavi tekniklerinden oluşur.
Amaç; hareket kısıtlılığını azaltmak, kas gerginliğini çözmek ve sinirlerin üzerindeki mekanik baskıyı hafifletmektir.

Manuel terapi teknikleri:

  • Lomber (bel) omurga mobilizasyonları

  • Sakroiliak eklem mobilizasyonu

  • Kalça eklem mobilizasyonu

  • Myofasyal gevşetme

3.Sinir Mobilizasyonu 

Sinir mobilizasyonu, sinirlerin çevre dokular arasında daha rahat hareket etmesini sağlayan özel tekniklerdir.

Dikkat:
Bu teknikler ağrı sınırında uygulanmalı, aşırı germe yapılmamalıdır.

4. Aquaterapi

  • Su kaldırma kuvveti sayesinde sinir baskısını azaltır
  • Düşme riskini düşürerek güvenli egzersiz ortamı sağlar

5. Hasta Eğitimi ve Ergonomi

  • Doğru oturma, kaldırma, itme ve çekme teknikleri
  • Uzun süre ayakta kalmaktan kaçınma
  • Günlük aktivitelerde fleksiyon (öne eğilme) açısını koruma

Cerrahi Tedavi Ne Zaman Gerekli ?

Bacaklara yayılan şiddetli ağrı, belirgin bacak güçsüzlüğü, düşük ayak  veya ilerleyici nörolojik bulgular varsa cerrah tarafından omurga kanalını daraltan yapıları (kemik çıkıntıları, disk taşması vb.) temizlemek amacıyla spinal stenoz (kanal daralması) için  cerrahi yaklaşım önerilebilir

https://izmirfizyoterapi.com/wp-content/uploads/2020/02/sciatica-pain-300x203.jpg

Bel Ağrısı ve Boyun Ağrısına Kalıcı Çözümler

Bel ağrısı ve boyun ağrısı neden olur?

Bedenimizin merkezinde bulunan omurga, hem ayakta dik durmamızı ve birçok hareketi yapabilmemizi sağlar, hem de beyinden çıkıp vücudumuzun her tarafına giden sinirlerimize koruyuculuk yapar. Ancak zaman zaman omurgada meydana gelen zayıflıklar, blokajlar, hareket kısıtlılıkları, bazen de omurgalar arasındaki disklerin dışarı taşmasıyla oluşan fıtıklar bel ağrısı yada boyun ağrısına sebep olur ve günlük yaşamdaki hareketlerimizi kısıtlar.

Bunun için ağrı kesiciler ve masaj gibi ağrıyı azaltan birçok yöntem kullanılabilir ancak kalıcı bir çözüm istiyorsak bu soruna neyin sebep olduğuna bakmak gerekir.

https://izmirfizyoterapi.com/wp-content/uploads/2020/03/images-7.jpg
bel ağrısı

Bel ağrısı ve boyun ağrısının bazı olası sebepleri:

  • Düşme ve yaralanmalar
  • Bel fıtığı
  • Boyun fıtığı
  • Bel kayması
  • Enfeksiyonlar-tümörler
  • Kaslar arasındaki dengesizlik (bazılarının az çalışması, diğerlerinin aşırı çalışıp kasılması)
  • Aşırı kullanım
  • Yanlış kullanım ve omurgayı zorlayan alışkanlıklar
  • Yanlış ergonomide çalışma
  • Sindirim sistemiyle ilgili problemler
  • Diyaframın iyi çalışmaması-verimli nefes alamama
  • Aşırı kilo alımı
  • Şişkin karın ve göbek
  • Hatta göz bozukluğu olabilir.

Eğer bel ağrısı yada boyun ağrısından dolayı doktora gittiyseniz ve doktorunuz egzersiz yapmanızı ya da fizik tedaviye gitmenizi önerdiyse bu noktada size uygun olan doğru seçimi yapmanız önemlidir.

Bu durumda ne yapılabilir?

Bel ağrısı ve boyun ağrısı olan kişilerde bazı kaslar daha az çalışıyor, bazıları diğer kasların işini yüklenmiş çok fazla çalışıyor, bazıları bölgeyi korumaya almak için kısalmış, gerginleşmiş, spazmda olabilir. Bu durumda yani dengesi değişmiş bir vücutla egzersiz yapmak istediğinizde özellikle şiddetli egzersiz yaparsanız ağrınız artabilir hatta yaralanabilirsiniz. Bu yüzden ağrınız varsa bir fizyoterapistin sizi muayene edip size özel terapi programı ve güvenli egzersizler vermesi etkili olacaktır.

Fizyoterapist ve Osteopatlar bu durumda, sizdeki ağrıya neden olabilecek sorunları belirleyip bunlara yönelik gerekli uygulamaları yapar. Bu uygulamalar sizin ihtiyacınıza göre Manuel Terapi teknikleri, Osteopati teknikleri, Nefes Egzersizleri, Klinik Pilates Egzersizleri ve bunlar gibi terapi tekniklerini içerebilir.

 

Klinik Pilates Nedir?

Ağrılı kişinin eksikliklerine, gerginliklerine, ihtiyaçlarına göre fizyoterapistler tarafından planlanan ve uygulanan güvenli egzersiz yöntemidir. Burada yapılan şey bu bölgenin kontrolünü sağlayacak farkındalığı geliştirmek, kasları kuvvetlendirip dayanıklılığını arttırmak, kas dengelerini yeniden sağlayıp kişiye vücudunu doğru kullanmayı öğretmektir.

Omurganızın ve bedeninizin kontrolünü, gücünü, farkındalığını arttırdığınız sağlıklı günler dileriz.

 

Spinal Stenoz (Dar Kanal) Nedir?

 SPİNAL STENOZ NEDİR?

Spinal Stenoz, (dar kanal) omurganızdaki boşlukların daralmasıdır.

Omurgamızın bel bölgesindeki omurlar arasında, hareket ve yük taşımaya imkan sağlayan ‘disk’ adı verilen yapılar bulunur.

Omurlar,omurilik ve sinir lifleri adı verilen yapıların korunmasını sağlayan kemik yapılardır.

İlerleyen yaşla, omurlar arasındaki diskler de süngerimsi yapılarını kaybederek daha az su içermeye başlarlar. Bu olay disk yüksekliğinin azalmasına ve sertleşen diskin spinal kanala (omurilik kanalına) doğru bombeleşmesine sebep olur

Dar kanalı bir bahçe hortumunun, içinde zamanla kireç birikmesine benzetilebiliriz. Kireç, hortumun çapını zamanla nasıl daraltırsa, dar kanal da benzer şekilde spinal kanalın çapını daraltır.

 İki temel spinal stenoz vardır:

       

        Servikal Stenoz: Daralma boyun omurganızda meydana gelir

  1. Lomber stenoz: Daralma alt sırt omurganızda oluşur. Spinal stenozun en yaygın şeklidir!

 

Spinal Stenoz, boyundaki omurilik (servikal omurga) veya beldeki omurilik sinir kökleri (lomber omurga) sıkıştırıldığında ortaya çıkar. Lomber stenoz belirtileri genellikle bacak ağrısı (siyatik) ,bacak karıncalanması, halsizlik veya uyuşmadır. Kol ağrısı, servikal spinal stenozun tipik bir belirtisidir. Miyelopati ile servikal spinal stenoz için koordinasyon zorlukları sıklıkla ortaya çıkar.

Dar kanal (Spinal stenoz) hastalarında en önemli şikayet BEL AĞRISIdır!!

Ağrı karakteristik olarak oturmak, yürümek, öksürmek ve ıkınmak ile artar; istirahatle azalır.

Stenoz tedavisi, cerrahi olmayan (egzersiz, antienflamatuar ilaç, epidural enjeksiyonlar ve aktivite modifikasyonu) ya da cerrahi tedaviden oluşur.

http://izmirfizyoterapi.com/wp-content/uploads/2020/02/images-3.jpg